büyümüş

adj. grown, full-grown, swelled, adult
* * *
grown up (adj.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • büyümüş de küçülmüş — konuşması ve davranışları yaşına uymayan, büyüklerinki gibi olan Küçücük gözlü, çokbilmiş suratlı, büyümüş de küçülmüş, kavruk bir oğlandı. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dağda büyümüş — kaba ve görgüsüz kimse …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk kalmak — büyümüş olmasına rağmen çocukça düşünceler taşıyıp çocuk gibi davranmak Araya araya bu oyunu mu buldun? Ayol sen sahiden çocuk kalmışsın. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • üsüb — büyümüş, uzamış …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alyon — sf., argo Çok zengin (kimse) İki Dulun Kocası adlı bir taklitli güldürü oynanmış ve Nerval in gözünde büyümüş büyümüş, alyon kesilmiştir. S. Birsel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Mehmet Ali Erbil — (born 8 February 1957) is a Turkish comedian, actor and talk show host. Contents 1 Biography 2 Filmography 3 …   Wikipedia

  • Mehmet Ali Erbil — (* 8. Februar 1957 in Istanbul, Türkei) ist ein türkischer Schauspieler, Comedian und Showmaster. Inhaltsverzeichnis 1 Leben und Werk 2 Filme 3 Einzelnachweise …   Deutsch Wikipedia

  • Liste von Kanal-D-Sendungen — Die Liste von Kanal D Sendungen ist eine unvollständige Zusammenstellung laufender und eingestellter Formate des türkischen Privatfernsehsenders Kanal D. (Stand: März 2011) Inhaltsverzeichnis 1 Sendungen im Programm 1.1 Eigenproduktion 1.2… …   Deutsch Wikipedia

  • büyümek — nsz 1) Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek Büyür güzellikleri, vücutları, kısmetleri çocuklar uyurken. F. H. Dağlarca 2) Yetişmek İhtiyar Süleyman Çavuşun ellerinde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çalpara — is., Far. çār + pāre 1) Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç Bet beniz solmuş, gözler büyümüş, kansız dudaklar aralık, alt üst dişler çalpara gibi birbirine vuruyor. H. R. Gürpınar 2) hay. b. Açıklarda, kumluk… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dağ — 1. is., Far. dāġ 1) Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan 2) İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılan yanık 3) mec. Büyük üzüntü, acı Birleşik Sözler gözdağı 2. is. Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.